Üç yıl önce dizüstü bilgisayarımın diski bir sabah açılmadı. İçinde yıllardır topladığım fotoğraflar, faturalar, yarım kalmış yazılar vardı. O günden sonra hiçbir dosyamı tek bir yerde tutmuyorum ve bir bulut depolama hizmeti olmadan çalışmayı düşünemiyorum. Ama hangisini seçeceğime karar vermek sandığım kadar kolay olmadı. Google Drive, OneDrive ve iCloud'u aynı dönemde birkaç ay boyunca paralel kullandım; hepsine aynı klasörleri yükledim, aynı telefonla senkronize ettim, hatta bilerek internetimi kestim ve nasıl davrandıklarını izledim. Aşağıda anlattıklarım o denemelerden çıkan izlenimlerim.
İlk bakışta herkes "kim daha çok ücretsiz alan veriyor?" diye soruyor. Ben de öyle sordum ve yanlış bir yerden başladığımı sonradan anladım. Önemli olan alanın büyüklüğü değil, o alanı neyin tükettiği.
Google Drive'da bana ayrılan alan sadece dosyalarımı değil, Gmail'deki eklerimi ve yüklediğim fotoğrafları da kapsıyor. Yani gelen kutumu hiç temizlemiyorsam, aslında depolama alanımı farkında olmadan yıllar içinde yavaşça dolduruyorum. Bir sabah "alanınız doldu" uyarısı aldığımda dosyalarımı değil, on yıllık e-posta eklerimi silmem gerekti.
iCloud'da durum daha da dikkat gerektiriyor, çünkü telefonun tam yedeği de aynı alana yazılıyor. Bir iPhone yedeği tek başına ücretsiz alanın büyük kısmını yiyebiliyor. OneDrive ise Windows kullanıyorsanız masaüstü, Belgeler ve Resimler klasörlerini kendiliğinden buluta taşımayı teklif ediyor; bunu kabul edip sonra "alanım neden bitti?" diye şaşıran çok kişi tanıyorum.
Üçünü de aynı klasörle test ettiğimde en net ayrım buradaydı. OneDrive, Windows'un dosya gezginine öyle gömülü ki ayrı bir program kullandığımı unutuyorum; sağ tıklayıp "bu cihazda her zaman tut" dediğim dosyalar çevrimdışıyken de elimin altında oluyor, diğerleri sadece bir simge olarak duruyor ve tıkladığımda iniyor. Disk alanı az olan bilgisayarlarda bu davranış hayat kurtarıyor.
Google Drive'da benim asıl kazancım masaüstü senkronizasyonu değil, tarayıcı tarafı oldu. Dokümanları ve tabloları hiç indirmeden düzenliyorum, biri yazarken diğerinin imlecini görüyorum. Ortak çalışma söz konusu olduğunda hâlâ en rahat ettiğim yer burası. Buna karşılık büyük klasörleri masaüstünde eşitlerken zaman zaman sabretmem gerekti.
iCloud ise Apple cihazları arasında neredeyse görünmez bir şekilde çalışıyor. Telefonda çektiğim ekran görüntüsü ben masaya oturana kadar bilgisayarımda hazır oluyor. Ama tek bir Windows makinesi devreye girdiğinde bu akıcılığın bozulduğunu, bazı özelliklerin tarayıcıya mahkûm kaldığını gördüm.
Üçü de dosyalarınızı sunucularında şifreli tutuyor ve iki adımlı doğrulama sunuyor. Bunu açmadan hiçbirini kullanmanızı önermem; sosyal medya hesaplarında güvenliği sağlamak için anlattığım aynı mantık burada da geçerli, hatta daha kritik, çünkü bulut hesabınız aynı zamanda e-postanızın da anahtarı.
Benim öğrendiğim en önemli şey şu: bu servislerin hiçbiri sizi kendinizden tam olarak korumuyor. Yanlışlıkla sildiğim bir klasör, senkronizasyon sayesinde saniyeler içinde tüm cihazlarımdan silindi. Çöp kutusundan geri getirdim ama belli bir süre sonra oradan da temizlendiğini fark ettim. Bu yüzden gerçekten değerli dosyalarım için bulutu tek yedek olarak görmüyorum; harici bir diske de düzenli kopya alıyorum. Dosyaları güvenli yedeklemenin yollarını anlatırken de vurguladığım kural burada tekrar işe yarıyor: iki farklı ortam, bir tanesi fiziksel olarak ayrı yerde.
Senkronizasyon ile yedekleme aynı şey değil. Senkronizasyon hatanızı da çoğaltır; yedekleme geçmişi saklar.
| Ölçüt | Google Drive | OneDrive | iCloud |
|---|---|---|---|
| En güçlü yanı | Ortak çalışma, tarayıcı düzenleme | Windows ile bütünleşme | Apple cihazları arasında akıcılık |
| Alanı paylaştığı yer | Gmail ve fotoğraflar | Office dosyaları, masaüstü klasörleri | Telefon yedeği, fotoğraflar |
| Zayıf tarafı | Büyük klasör eşitlemede yavaşlık | Mac tarafında daha sınırlı | Windows deneyimi kısıtlı |
| Kime uygun | Öğrenci, ekip halinde çalışan | Windows kullanıcısı, ofis işleri | iPhone + Mac kullanan |
Benim şu anki düzenim melez: belgelerimi ve ortak çalıştığım dosyaları Drive'da, Windows makinemdeki günlük iş klasörünü OneDrive'da, telefon fotoğraflarımı iCloud'da tutuyorum. Kulağa karışık geliyor ama her biri kendi güçlü olduğu yerde çalıştığı için bana daha az uğraş çıkarıyor. Android ve iOS arasındaki farkları düşünürken de aynı mantığı izlemiştim: cihaz ekosisteminize en yakın duran hizmet, günlük hayatta en az sürtünme yaratan hizmettir.
Yeni başlıyorsanız önerim şu: üçünü de ücretsiz hesapla açın, aynı test klasörünü yükleyin, telefonunuzdan bir fotoğraf çekip ne kadar