Telefonumun şarjı bir buçuk yıl içinde öğleden sonra 3'e kadar bile dayanmaz olmuştu. Prizden prize dolaşmaktan yorulunca oturup alışkanlıklarımı tek tek gözden geçirdim ve şaşırtıcı olan şuydu: pahalı bir powerbank almak yerine yaptığım küçük ayar değişiklikleri günde birkaç saat kazandırdı. Aşağıda anlattıklarım, teknik bilgisi olmayan birinin bile yarım saat içinde uygulayabileceği şeyler. Telefon bataryası uzun sürme meselesi çoğu zaman cihazın kalitesinden değil, onu nasıl kullandığımızdan kaynaklanıyor.
Yıllarca telefonu gece yatmadan fişe takıp sabah %100'de almayı doğru sanıyordum. Oysa lityum-iyon bataryalar sürekli dolu ya da sürekli boş kalmaktan hoşlanmıyor. Bataryayı bir yay gibi düşünmek işime yaradı: tam gerdiğinizde ya da tamamen bıraktığınızda değil, orta gerginlikte tuttuğunuzda ömrü uzuyor.
Uyguladığım basit kural şu oldu: mümkün olduğunca %20 ile %80 arasında gezinmek. Her gün bunu tutturmak zorunda değilim, ama artık telefonun %2'ye düşmesini beklemiyorum.
Pil kullanım listesine ilk kez baktığımda ekranın tek başına harcamanın neredeyse yarısını götürdüğünü gördüm. Bu yüzden ilk müdahalemi buraya yaptım ve fark tek günde belli oldu.
Parlaklığı sonuna kadar açık tutmaya alışmışım. Otomatik parlaklığı açtım, elle ayarladığımda da yarının biraz altında bıraktım. Kapalı alanda gözüm iki gün içinde alıştı. Ekranın kendi kendine kapanma süresini de 2 dakikadan 30 saniyeye çektim; gün içinde cebe attığımız telefon aslında saatlerce boşa yanıyor.
AMOLED ekranlı bir telefonunuz varsa koyu tema gerçekten işe yarıyor, çünkü siyah pikseller kapalı kalıyor. LCD ekranda bu kazanç neredeyse yok, sadece göz konforu sağlıyor. Telefonunuzun hangisi olduğunu bilmiyorsanız modeli aratmak yeterli; Android ve iOS arasındaki farkları anlattığımız yazıda da bu tür donanım detaylarına değinmiştik.
90 Hz ya da 120 Hz ekranlı telefonlarda kaydırma çok akıcı görünüyor, ama bu akıcılığın bedeli var. Ayarlardan "yenileme hızı" bölümünü bulup sabit 60 Hz'e ya da "otomatik/uyarlanabilir" seçeneğine almak günde belirgin bir kazanç sağlıyor. Ben oyun oynadığım günler yüksek moda geçiyor, diğer zamanlarda düşük tutuyorum.
Bir akşam pil raporunu incelerken günlerdir açmadığım bir alışveriş uygulamasının listenin üçüncü sırasında olduğunu gördüm. Konum izni, bildirim yenilemesi, arka plan senkronizasyonu... Bunlar toplandığında ciddi bir yük oluyor.
Zayıf sinyalli yerlerde telefonun ısındığını fark ettiyseniz sebebi budur: baz istasyonuna ulaşmak için anteni tam güçte çalıştırıyor. Bodrumda, asansörde ya da sinyalin çekmediği bir yerde uzun süre kalacaksam uçak modunu açmayı alışkanlık yaptım.
Bataryaya yaptığım en büyük kötülüğün yazın arabanın ön konsolunda güneş altında bıraktığım saatler olduğunu sonradan öğrendim. Yüksek sıcaklık kalıcı kapasite kaybı yapıyor, düşük sıcaklık ise geçici olarak yüzdeyi düşürüyor. Kışın dışarıda telefonun aniden kapanması genelde kalıcı bir arıza değil, ısınınca düzeliyor.
| Durum | Etkisi | Ne yapıyorum |
|---|---|---|
| Güneş altında bırakmak | Kalıcı kapasite kaybı | Gölgeye alıyorum, kılıfı çıkarıyorum |
| Şarjdayken oyun oynamak | Aşırı ısınma | Şarj bitene kadar bekliyorum |
| Aylarca kapalı, boş bırakmak | Derin deşarj riski | %50 dolulukla saklıyorum |
| Sürekli %100'de tutmak | Hızlı yaşlanma | %80 civarında fişten çekiyorum |
Telefonunuzun batarya sağlığına bakmak da mümkün. iPhone'da ayarlardaki pil bölüm